İman Hırsızları

İman etmek, iman edilenden; «dört başı mamur emin olmayı» gerekli kıldığından, kirlenen insanlar bu tanımın dışında kalır. Zira insan kirlenmişse, kirletir çünkü tüm değerleri, imanı, inançları, adaleti, ahlakı,  siyaseti, ekonomiyi, peygamberi, sağlığı, sanatı, emeği, aileyi, devleti, güveni, sevgiyi, ölçüyü, doğayı, kısaca çalarak yıpratır tüm iman edilen güzellikleri. 

 

İman hırsızıdır çünkü, sonunu düşünmez, çalmak  onun için bir sevdadır hatta aşktır da. Vazgeçmez çalma aşkından ve sevdasından. Kırılanın dökülenin, imana sadakatin önemi yoktur onun gözünde, yeter ki  çalsın ve egosunu tatmin ederek keyif alsın, mutlu olsun. Ancak mutluluğu da kısa sürer, zira doyumsuzdur, hemen acıkır çalmaya. Çalmaktır onu besleyen. Üç öğün de yetmez onun oburluğuna, ara öğünlerde de çalarak beslenmesi gerekir, çalmazsa yaşayamaz zira. Onun yaşam biçimidir çalmak. Tüm uyarıları, sinek vızıltısı olarak görür. Uyarılardan da asla etkilenmez ve derste almaz. Bununla da yetinmez, kendine uygun yoldaşlar edinir çalarak kirletmek için iyiye ve güzele dair ne varsa.


İmana doğmuş iken,
Küfre açtı tomurcuklar.
Kirlenenler, kirletti. 
Ve şeytani oldu yavrucuklar.

Eskilerin deyimiyle; «vaka-i adiye» den değildir anlatmak istediklerim. Marketten, şuradan buradan bir şey aşırmak doğru değildir elbette, yüz kızartıcı, çirkindir de aynı zamanda. Değinmek istediğim asıl konu, çirkinliklerini kamufle ederek/kendini gizleyerek (münafık)  güzele ve güzelliklere dair ne varsa çalanlaradır sözüm.

İslami manada "İmanı çalanlar" vardır mesela, bu tip hırsızlar, kendini  İslami göstererek çalma işlemini gerçekleştirirler. Bilgi noktasında yetersiz veya ümmi olanları gözlerinden tanırlar. Yardımcılarının yardımıyla kıvama getirdikleri insanları bir kaç soruyla yola getirerek kurduğu tuzağa düşürmeyi çok  iyi bilirler. Ve onun posasını çıkarıncaya kadar sıkarlar, kullanırlar ve alacak bir şeyleri kalmayınca da atarlar çöp kutusuna. 

İmanın şartlarına, Allah'ın (cc) hükümlerine ekleme yada çıkarma yaparak, kendilerini Allah'ın ( cc) yanına koymakla yetinmeyip, sevap/günah yada helal/haram belirlerler, Allah'a bu şekilde (cc) şirk koşmayı umursamadan. Kul hakkını da önemsemezler. Önce kendi hakları önemlidir çünkü. Haklarına el uzatan oldu mu şahin kesilirler ve kendi haklarını Allah'ın (cc) hakkının önüne geçirirler. Öyle ya, önce kendi hakları, Allah'ın (cc) hakkının  ve kulların hakkının bir önemi yoktur onların anlayışında. 

Hukuka, adalete olan imanı çalarlar. Kendi görüşünde olan kişilerin, ne kadar kirli olurlarsa olsunlar yanında yer alır, onların lehinde karar alırlar. İstiklal mahkemeleri kurarlar mesela, kendine muhalif olanları yok etmek için. Yaş kuru ne varsa toptan yakarlar. Askeri darbe yaparlar ve Devlet Güvenlik Mahkemeleri kurarlar darbelerine meşrutiyet kazandırmak ve halkı sindirmek için. Suç yoksa suç üretirler muhaliflere diz çöktürmek, devleti kullanarak rant devşirmek için. Devlet için! kendi vatandaşını öldürmenin hiç bir sakıncası yoktur, hukuku katlederek. Bunları Özel Yetkili Mahkemeler takip eder dünün zulmünü devam ettirmek halkın adalete imanını sıfırlayarak duyarsız kılmak ve köreltmek için. Ancak hesaba katmadıkları çok önemli bir şey vardır,  İlahi adaletin er geç tecelli edeceğini ve yaptıkları zulmün kendilerinden sorulacağını.

Ahlaka dair ne varsa kirletirler şeytanı veli edinerek.  Siyaset bunlar için mevki makam ve rant kapısıdır. Oy kullanmak vatandaşlık görevidir diyerek demokratik şirk sistemine biat edilmesini isterler. Bunlar Müslüman olduklarını da iddia ederler, gırtlaklarına kadar şirke bulaştıklarını görmeden. İnsanın sırtını çatırdatan ve büyük bir sorumluluk olan toplumun yönetimine yani siyasete talip olurlar büyük harcamalar yaparak. Bilmezler ki  Allah (cc) indinde bunun hesabının verilmesinin çok zor olduğu gerçeğini. Fırat kenarında bir koyunu kurdun kapmasının şuurunda değillerdir zira. Rakiplerini bertaraf etmek için her türlü iftirayı/karalamayı siyasettir diyerek mubah görürler, kendi kirliliklerine bakmadan. Devleti de kirletirler bu tip siyasetçiler. Halkın devlete olan inancını yok ederler. Toplumu kamplara bölerek düşmanlık üretirler, birlik ve beraberlik adına!

Ekonomi, onlar için kapitalizm demektir. Hakça paylaşım onların zihniyetinde yer almaz. Ekonomik terör olan faizi, dünya gerçeğidir diye savsaklarlar, Faizi alanın, faizi uygulayanın; «Allah'a (cc) ve Peygamberine açılmış bir savaş olduğunu» (Bakara-274-278) ve insanın Müslümanlığını düşürdüğünü  idrak etmezler. Emek/alın teri sahipleri, onlar için sadece sayılardan ibarettir. Emekçilerin karınlarının doymuş olması onlar için yeterlidir Asgari ücreti bu nedenle çıkartmışlardır, kendileri için kurdukları her türlü güvenliğin sağlandığı akıllı sitelerini görmeden ve Karunlaşan zihniyette olduklarına bakmadan.

Peygamberi kendi reklamları için kamyona bindirip, yakın tarihteki savaşa bile katıldığını iddia ederek en büyük ihaneti yapacak kadar ileri giderler. Peygamberleri de kapsayan «her can ölümü tadacaktır» (Ali İmran-185) ayetini önemsemeden. Vahiyle, yüzde yüz çelişen, olmadık hadis uydurarak şeytanı bile geçerler küfürde. Bana yazdırıldı, bana ilham edildi (dolaylı olarak peygamberlik iddiası) yalanını ifade ederek Allah'ın (cc) arı, duru saf ve katışıksız olan İslam dinini kirletmek için rüyalar da dahil olmak  üzere sayısız senaryolar üretirler kurana aykırılığını hesaplamadan. Cahil takipçilerinden Allah'a (cc) yapılması gereken tevbeyi kendileri alarak, utanmadan yüzleri kızarmadan onları nasıl ahmak yerine koyduklarının önemi yoktur gözlerinde.  Kurana uygun İslami anlayışta olanları, sapıklık olarak değerlendirecek kadar gözleri, yürekleri kör olmuştur bunların. Kendi ülkesinden yurt dışına kaçmayı, hicret olarak  dillendirmekten de çekinmeyecek kadar haddi asmışlardır. Sığındıkları ülkenin zalim yöneticilerinin kendilerine yaptıkları yardımlar nedeniyle bu ülkelerin yöneticilerine gıklarını bile çıkarmazlar rahatları bozulmasın diye.

Sağlıklı yaşam adına her türlü zehri doğalı doğayı katlederek satarlar, sağlık kirleticileri. İnsanları, hastalıkla abartılı bir şekilde korkutarak kendi ürünleri tüketmelerini/kullanmalarını empoze ederler, bu ürünün verdiği zararlarını örterek. Para, onlar için her şeydir çünkü. Peygamberi de reklamlarına alet edecek kadar uçarlar, «tıbbı nebevi» diyerek. Bilmezler ki insanlara rahmet olarak gönderilen peygamberin  insanlara tıp ilmini anlatmak için görevlendirilmediğini.

Sanatı medyayı da kullanarak müstehcenliğe kurban ederler. Onlar için sanat müstehcenlikle çelişmez. Her türlü müstehcen objeyi kullanmak, uyuşturucu almak, ahlaka aykırı değildir onların gözünde. Yabancı birisiyle, yani kendine helal olanın dışında aynı yatağa girmenin bir sakıncası yoktur onların anlayışında. Sanat icra ederek toplumu aydınlatmaktır amaçları. 

Aile yuvasının  onlar için bir otelden farkı yoktur. Çocuklar olabildiğince özgür olmalıdır, onların gözünde.  Diledikleriyle her türlü gayri meşru yolları denemelerinde bir sakınca görmezler. Kurban kesimine karşı çıkar, meşru yada gayri meşru ilişkilerden kalınan istenmeyen! hamilelikleri kürtajla katletmeyi normal görerek sokak eylemlerine katılır, gösteri yaparlar bir insanı haksız yere öldürmenin tüm insanları öldürmüş olacağı ilahi ikazına aldırmadan.

Özetle İlahi evrensel mesajdan kopan bu tür insanlar vahyin özüne sadık kalmazlar, çalmak için kişilerin imanlarını/sadakatini/güvenini vahiy dışı yolları, vahiymiş gibi göstererek  adeta  büyüleyerek kendilerine meftun ederler. Mucizeler üretirler kendilerinin bir insan olduğunu unutturarak ve olağanüstü hikayeleri de dillendirirler, yalanlarına haklılık kazandırmak için.Ve bu da yetmez insan ve cin şeytanlarla iş birliği içerisine girerler. Hedefe ulaşmak için  her türlü yanlışı doğru göstermek çabasındadır ve meşru olmayan yolları denemek onun için mubahtır. Ancak maskeleri er geç düşer ve gerçek kimlikleri tüm çıplaklığıyla ortaya dökülür. 

 Atı alıp, Üsküdar'ı geçseler bile, asla huzuru yakalayamazlar zira. Bozuk olan psikolojileri /akıl sağlıkları daha da katmerleşerek bozulur.  Psikolojileri tabana vurur Şizofreni noktasına olurlar ve sonunda o noktaya da gelirler. Artık onun iyi bir tıbbi tedaviye ihtiyaçları vardır.
O vakit, bu iman hırsızlarına karşı nasıl bir önlem alınması lazım gelir sorusuna da; İlk olarak ilgili konular hakkında belli bir birikimin olması zorunludur. Mevzuu ile ilgili konuşmalarda öze  (vahye) sadık kalması istenmelidir. Yoksa çalar çalmak istediklerini iman hırsızları, insanları aptal yerine koyarak.

Vesselam

 

Abdulkerim Uludoğan

 

 

Обсудить у себя 0
Комментарии (0)
Чтобы комментировать надо зарегистрироваться или если вы уже регистрировались войти в свой аккаунт.

Войти через социальные сети: